Savaş mağduru yetimler

Savaşlar, doğal afetler, salgın hastalıklar, sosyal kargaşalar, giderek yaygınlaşan gayrimeşru ilişkiler ve ekonomik sorunlar sebebiyle dünyadaki yetim ve kimsesiz çocuk sayısı her geçen gün artmaktadır.

Savaş mağduru yetimler

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2015 yılı rakamlarına göre dünyada 140 milyonu aşkın yetim çocuk bulunmaktadır.1 İslam fıkıh literatürüne göre “yetim” kavramı, henüz buluğ çağına ermeden babasını kaybeden çocuklar için kullanılmaktadır. Günumüz uluslararası literatüründe ise, 18 yaşının altında olup bir veya iki ebeveyni de vefat etmiş̧ çocuk, yetim olarak tanımlanmaktadır. 7,6 milyarı aşan dünya nüfusunun4 2,2 milyarının çocuklardan oluştuğu düşünülürse dünyadaki çocukların en az %6,5’inin yetim olduğu anlaşılmaktadır. Kaçırılan, silahaltına alınan ya da çeşitli örgütlerin elinde esir olan yetim çocukların sayısı tam olarak bilenememektedir. Öte yandan 30’dan fazla ülkede yaklaşık 300.000 çocuğun aktif olarak savaştığı bildirilmektedir. Bunlar dışında bugün dünya genelinde 5-17 yaş arası en az 218 milyon çocuk işçi olduğu ve bunların en az 73 milyonunun tehlikeli işlerde çalıştırıldığı belirtilmektedir. Bu çocukların önemli bir kısmının ise aile korumasından mahrum yetim veya kimsesiz çocuklar olduğu tahmin edilmektedir. Dünya üzerinde vuku bulan doğal afetler, yoksulluk, hastalıklar, kazalar ve savaşlardan en çok etkilenen kesimin çocuklar olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan sonuç ise, her geçen gün sayıları daha da artan yetim ve kimsesiz çocuklardır.
Bu raporda savaş ve diğer nedenlerle yetim kalmış çocukların yaşadığı fiziki, psikolojik, sosyal, ekonomik ve eğitimle ilgili sorunları ele alınarak bu sorunların çözümüne dair birtakım önerilere yer verilecektir.
 İSTATİSTİKLER
Asya 61 milyon yetim
Afrika 52 milyon yetim
Latin Amerika 10 milyon yetim
Doğu Avrupa ve Orta Asya 7,3 milyon yetim
Kaynak UNICEF, “Orphans”          
SAVAŞ VEYA ÇATIŞMALAR SEBEBIYLE OLUŞAN YETIMLIK

Dünya geneline bakıldığında, yaklaşık 420 milyon çocuğun tehlikeli ve istikrarsız ortamlarda yaşamak durumunda kaldığı, her gün silah seslerine ve bombardımanlara şahit olduğu, savaş ağalarınca kaçırılma ve ölüm korkusunu bizzat deneyimlediği görülmektedir. Birçok ülkede devam eden savaşlar, çatışmalar, kuraklık, salgın hastalıklar ve kıtlık gibi nedenlerle her gün 10.000’e yakın çocuk anne ve/ veya babasını kaybederek öksüz ve/ veya yetim kalmaktadır. Bu da her yıl 3,5 milyon civarında öksüz/yetim nüfusun ortaya çıktığına işaret etmektedir.
Geçen 10 yıl içerisinde silahlı çatışmalarda 2 milyondan fazla çocuğun öldürüldüğü, 1 milyondan faz- lasının yetim kaldığı, 6 milyondan fazla çocuğun da ağır yaralandığı veya çatışmalara bağlı sebeplerle engelli olduğu görülmektedir.  Ayrıca dünya üzerinde 15 milyondan fazla çocuğun da mülteci olup göç etmek zorunda kaldığı ve 10 milyona yakın çocuğun bu süreçte ki olumsuzluklardan etkilenip ağır travmalar yaşadığı bilinmektedir.34 Savaşlar sadece yetişkinlerin değil aynı zamanda çocukların da ha- yatını söndürmektedir. Örneğin, dokuzuncu yılına giren Suriye savaşında, resmî verilere göre şu ana kadar 28.226 çocuk hayatını kaybetmiş, 4.469 çocuk ise tutuklanmıştır. Tutuklanan çocukların pek çoğunun akıbeti bilinmemektedir. Tutuldukları yerlerde uğradıkları işkenceler sonucu yaşamını yitiren çocuk sayısının ise 176 olduğu belirtilmektedir. Çok daha fazla çocuğun akıbeti ise savaş ortamında düzenli kayıt tutulamadığı için bilinememektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde hâlihazırda süren savaş ve çatışmalar sebebiyle çocuklar maddi manevi büyük kayıplar yaşamaya devam etmektedir. Ayrıca her yıl daha önceki savaşlar sırasında rakip devletlerce döşenip temizlenmeyen kara mayınlarının patlaması sonucu 8.000 ilâ 10.000 arası çocuğun öldüğü veya engelli hâle geldiği bildirilmektedir.
Her yıl daha önceki savaşlar sırasında rakip devletlerce döşenip temizlenmeyen kara mayınlarının patlaması sonucu 8.000 ilâ 10.000 arası çocuk yaşamını yitirmekte veya engelli hâle gelmektedir.
İsrail saldırıları altında yaşam savaşı veren Filistinli çocukların %42’sinin birden fazla engele sahip olduğu belirtilmektedir.
SAVAŞ MAĞDURU YETİMLERİN YAŞADIĞI ZORLUKLAR
SAĞLIK PROBLEMLERI

Savaşta ebeveynini kaybeden çocukların genel sağlık durumunda yaşadıkları travmanın bir sonucu olarak bazı ciddi bozukluklar oluşabilmektedir. Bu çocukların dil becerilerinin gelişimi etkilenebilmekte, konuşmalarında yavaşlama veya ileri düzeydeki vakalarda kekemelik görülebilmekte; tensel temastan, göz kontağından rahatsız olma, yeme ve uyku bozuklukları gibi durumlar oluşabilmektedir.
Birçok araştırma, bu çocuklarda görülen rahatsızlıkların çoğunun aslında psikosomatik olduğunu ve tamamen içinde bulundukları zorluklar neticesinde ortaya çıktığını açıkça ortaya koymuştur.  
GÜVENLİK PROBLEMLERİ;
 
Sadece savaşın devam ettiği Suriye’de 3.377 çocuğun zorla silah altına alındığı tespit edilmiştir.
Suriye’deki savaş sebebiyle pek çok yetişkinde ve çocukta ciddi depresyon, stres, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, madde bağımlılığı,intihar eğilimi, tükenmişlik sendromu, hiperaktivite gibi rahatsızlıklarla değersizlik ve yalnızlık hisleri ortaya çıkmıs ve insanların ruhlarında derin yaralar açılmıştır.
 PSIKOLOJIK PROBLEMLER

Yaşam Becerileri Eksikliği
Suç İşleme
Madde Kullanımı
Güven Duygusunda Zedelenme
Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı,
Sevgi Yoksunluğu
Öfke ve Saldırganlık
Özgüven Eksikliği ve Aşağılık Kompleksi
Cinsellikle ilgili problemler
EĞİTİM PROBLEMLERİ

Dünya genelinde 263 milyon çocuk düzenli olarak okula gidememekte ve eğitim alamamaktadır.  İlkokul çağındaki 80 milyona yakın kız çocuğu, hiç̧ okula gidememektedir.
 Dünya Nüfusu
7,6 milyar
 Çocuk Nüfusu
2,2 milyar
 Yetim sayısı
140 milyon
Dünya genelinde 263 milyon çocuk düzenli olarak okula gidememekte ve eğitim alamamaktadır. Irak savaşı sebebiyle bu ülkede okula gidemeyen çocukların oranı %22’dir.74 Hâlen devam etmekte olan Yemen savaşı nedeniyle ülkedeki 2 milyon çocuk okula gidememektedir. Yemen’de her 10 okuldan biri zarar görmüş̧ ya da yıkılmış̧ durumdadır.75 11 milyon çocuğun olduğu Suriye’de ise, okul cağındaki 8 milyon çocuktan 3 milyonu okula gidememek- tedir.76 Afganistan’da uzun yıllar süren savaş̧ bitmiş̧ olsa da ülkedeki okul çağındaki çocukların %42’si hâlâ okula gidememektedir. Eğitim imkânından mahrum olan bu çocuklarının çoğunun yetim olduğu tahmin edilmektedir. Somali’de de okul çağı çocuklarının %49’u okula gidememektedir. Savaşların yaşandığı coğrafyalarda veya çatışma hâlinin sürdüğü yerlerde eğitim sistemi ciddi anlamda zarar görmekte ve çocukların en doğal hakkı olan eğitim görme hakkı, çoğunlukla ellerinden alınmaktadır. Ebeveyn yokluğu ve akademik başarı arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmalar; tek ebeveynli ailelerin çocuklarının eğitim başarısının daha düşük olduğunu göstermektedir.79 Buna bir de savaş̧ ortamında yetimlik durumu eklendiğinde bu çocukların hem eğitim sistemine katılımları azaltmakta hem de eğitim başarıları ciddi oran- da düşmektedir.
 ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 
Ƹ Hem kamu kurumları hem de toplum, yetimler konusundaki sorumluluklarını net bir şekilde üstlenmeli; resmî kurumlarla gönüllü kuruluşlar bu konuda aktif bir iş birliği içinde olmalıdır.
 Ƹ Yetimlerle ilgili yasal düzenlemeler onların güncel ihtiyaçları da gözetilerek yapılmalı ve yetimlerin tüm hakları koruma altına alınmalıdır.
Ƹ Yetimlere nasıl yardımcı olunabilir diye düşünmeden önce yetimliğe sebep olan faktörlerin nasıl ortadan kaldırılabileceği düşünülmeli ve bu konuda alınabilecek her türlü̈ önleyici tedbir alınmalıdır.
Ƹ Yetimlerin sağlık, eğitim vb. sorunları tespit edilip çözülmeli; ekonomik sorunlar sebebiyle çalışmak zorunda kalan çocuklar geçim endişesinden kurtarılıp çocukluklarını yaşayabilmelerine imkân sağlanmalıdır.
Ƹ Evlat edinme sisteminde var olan eksiklikler giderilmeli; özellikle Batı’da yaygın olarak kullanılan sistem sayesinde gerçekleştirilen ve dolaylı yoldan çocuk ticaretine kolaylık sağlayan uygulamalara son verilmelidir.
Ƹ Her ne şartta olursa olsun bir yetimin yaşamını öncelikle kendi vatanında, varsa akrabalarının yanında ve kendi kültüründen kopartılmadan sürdürmesine destek olunmalı, bu çocukların yetimhanelere yerleştirilmesi en son çare olarak düşünülmelidir.
Ƹ Yetimhane veya benzeri kurumlarda yaşamak zorunda kalan çocuklar için her türlü fizikî ihtiyacı sağlanmış ortamlar hazırlanmalı, bu kurumlarda çalışanlar da yetimlik ve yetim psikolojisi hakkında bilgilendirilip bilinçlendirilmelidir.
Ƹ Yetimlikle ilgili az sayıdaki mevcut literatüre katkı sağlamak için çalışmalar yapılmalıdır. 
Ƹ Yetim çocukların sağlıklı, umut dolu, eğitimli yetişkinler olabilmeleri için psikososyal destek almaları son derece önemlidir. Yetimlerin hayata en iyi şekilde hazırlanabilmek için gerekli her türlü profesyonel desteği almaları sağlanmalıdır. Bu çerçevede özellikle savaş bölgelerinde travma üzerine uzmanlaşmış terapistler istihdam edilmesinin yetim çocuklar ve aileleri için en temel hizmetlerden biri olduğu muhakkaktır.
Ƹ Özellikle savaş bölgelerinde yaşam mücadelesi veren yetim çocuklar sağlık alanında pek çok problemle karşılaşmaktadır. Bunların en önemlisi de tedavi ve tıbbi imkânlarının kısıtlı olması sebebiyle hastalıklarının tedavisinde geç kalınmasıdır. Ayrıca hijyenik olmayan ortamlarda yaşamak zorunda olmaları, gerekli tedavilere erişimde yaşadıkları kısıtlamalar, maddi imkânsızlıklar ve sağlık merkezlerine ulaşımda yaşadıkları güçlükler, savaş bölgelerindeki yetimlerin maruz kaldığı en temel zorluklardır. Bu noktada bombardımanlar neticesinde engelli olan çok sayıda yetim olduğu dikkate alınarak; fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin sayılarının arttırılması, ortez protez merkezleri kurulması, tıbbi destek kapsamına giren akülü tekerlekli sandalye temini sağlık yardımı anlamında temin edilebilecekler arasındadır.
Ƹ Organ mafyaları, dilencilik çeteleri, fuhuş mafyaları, suç örgütleri, kaçakçılar vb. kötü niyetli tüm kişi ve kurumlar, savunmasız durumdaki binlerce yetim için çok ciddi tehdit unsurlarıdır. Yetimlerin korunması için önlemler alan resmî makamlar, aynı zamanda çocukları istismar eden bu yasa dışı isleri gerçekleştirenler hakkındaki cezaları da arttırmalıdır.
 Ƹ Savaş bölgelerinde, devam eden çatışmalardan ötürü eğitim durma noktasına gelmiş, okullar bombalanıp yıkılmış, öğrenciler ve öğretmenler öldürülmüş, hasılı ciddi güvenlik sorunları meydana gelmiştir. Bu sebeplerle de eğitim sistemi ciddi anlamda sekteye uğramıştır. Bu koşullarda pek çok yetim okuma yazma dahi öğrenememiş ya da en fazla ilkokulu tamamlayabilmiştir. Eğitimin çocukların, özellikle de yetim çocukların geleceği için önemi dikkate alındığında ilk yapılması gereken işlerden birinin eğitime destek olmak olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple özellikle savaş coğrafyalarındaki eğitim kurumlarının sayısının arttırılması, fiziki şartlarının dizayn edilmesi, eğitim materyali ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Ayrıca engelli yetimler için de özel eğitim veren kurumların ve öğretmenlerin sayılarının arttırılması ve taşımalı eğitim sisteminin yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.
 Ƹ Yetimlerin ebeveyn kaybı sebebiyle yaşadıkları psikolojik travma ve maruz kaldıkları diğer zorluklar yüzünden kapıldıkları yalnızlık hissini ortadan kaldırıp kendilerini değerli hissettirmek adına onlarla daha yakından iletişim kurmak, dostluk
SONUÇ
Bugün savaş mağduru yetimler bir yandan ebeveyn yoksunluğu ile başa çıkmaya çalışırken bir yandan da savaşın acımasızlığının üstesinden gelmek gibi bir yükün altındadır.
Kuşkusuz yetimler toplumun ilgisini en fazla hak eden kesimdir. Bu noktada savaş mağduru yetimlerin psikolojik anlamda çok daha kırılgan olduğu da unutulmamalıdır.
Şu bir gerçek ki, yetimlik bir çocuk için çok zorlu bir deneyimdir ancak bu durum hiçbir zaman her yetim ve öksüz çocuğun problemli olacağı anlamına gelmez, böyle bir genelleme yapılması hiçbir koşulda doğru değildir. Toplumun ve ailelerin bilinçlendirilip yetimi sahiplendiği ve desteklediği durumlarda her zaman ümit var olmak mümkündür.
Unutulmamalıdır ki, dünya tarihinde lider, siyasetçi, bilim insanı ve önemli görevlerde insanlığa hizmet eden anne ve/veya babası olmayan pek çok başarılı yetim isim vardır. Önemli olan yetimlik kavramı ile yakından tanışıp, yetimlerin yaşadıkları sorunların çözümüne katkı sağlayacak maddi manevi çabaları geliştirebilmektir. Sonuç olarak çeşitli sebeplerden ötürü yetim ya da tek ebeveynli kalan çocuklarda birtakım psikolojik ve sosyal olumsuzluklar gözlemlenebilir, ancak bizler unutmamalıyız ki, gerekli önlemler alınıp gelecek neslin inşasında ahlak, vicdan ve insani değerler gözetildiği takdirde, her çocuk gelecek için bir umuttur.

Kaynak: www.ihh.org.tr

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner4