Türkiye'de her iki kadından biri eşinden şiddet görüyor
TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu tarafından yapılan açıklamada; Ülkemizde her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor, 2010-2015 yılları arasında 1233 kadın öldürüldü. Bu yıl ise 255 kadın öldürüldü. Türkiye'de kadınların toplumsal konumlarının erkeklerden farklı görüldüğü gerçeğinin değişmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde şiddet gören her iki kadından biri (doğuda her üç kadından yaklaşık ikisi) eşinden gördüğü şiddetle tek başına mücadele etmek durumunda kalmaktadır. denildi.
TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Açıklamada şu sözlere yer verildi: "Bugün Birleşmiş Milletler tarafından 1999 yılında ilan edilmiş günümüze kadar yarım yüz yılı aşkın zaman geçmiştir.
Buna rağmen dünyanın her yerinde kadınlar hala sömürülüyor, baskı ve şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, katlediliyor.
Kadınların yaşadıkları coğrafyalar değişiyor ama uğradıkları şiddetin kaynağı değişmiyor.
Kadınlara yönelik her türlü şiddet erkek egemen sistemin işbirliği ile üretilmektedir.
Her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor. Her yıl yüzlerce kadın babaları, kocaları, sevgilileri, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Yüzlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze ve cinsel istismara maruz kalıyor.
Bazen de yanı başımızdaki kadını korumaya çalışırken aynı şiddete maruz kalıyoruz.
Bunun en yakın örneğini ilimizde bir hastanede çalışan kadın hastalıkları uzmanı operatör Doktor Aynur Dağdemir’in sekreterini korumak adına yaptığı hamle sonucu öldürülmesi ile yaşadık.
Ülkemizde her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor, 2010-2015 yılları arasında 1233 kadın öldürüldü. Bu yıl ise 255 kadın öldürüldü. Türkiye’de kadınların toplumsal konumlarının erkeklerden farklı görüldüğü gerçeğinin değişmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde şiddet gören her iki kadından biri (doğuda her üç kadından yaklaşık ikisi) eşinden gördüğü şiddetle tek başına mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Eğitim düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı azalmaktadır. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranı %43 iken, yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran % 12’dir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) aile içi şiddet nedeniyle ceza alan ilk ülke Türkiye’dir. Bu cezanın alınmasına neden olan kişi devlet tarafından korunamamasına bağlı olarak eşi tarafından öldürülmüş bir kadındır.
Türkiye’de hükümetler, bugüne dek kadına yönelik şiddeti önlemeye ilişkin birçok uluslararası sözleşmeye imza koymuş olmalarına karşın bu sözleşmelerin gereğini yapmamakta, zaman içinde çıkarılan bazı yasaların, genelgelerin yaşama geçirilmesine katkıda bulunmamakta, gereken ilgi ve çabayı göstermemektedir.
Yani göstermelik prosedürde sorunlar göz ardı edilmekte, kadınların sessiz çığlıkları duyulmamaktadır.
Kadına yönelik şiddete karşı ciddi ve kapsamlı bir eylem planı hızla hayata geçirilmelidir.
Ceza Kanunu’ndaki “Haksız Tahrik” ve kadına karşı şiddet davalarında uygulanan “haksız tahrik indirimleri” kaldırılmalıdır.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yazılı ve görsel basına da büyük görev düşmektedir. Medya, kadına yönelik şiddet ve tecavüz haberlerini kamuoyuna aktarırken, haber dilini doğru kullanmalıdır.
Bu nedenle başta kadına yönelik şiddetin önlenmesi olmak üzere kadına, yaşamın içinde hak ettiği yerin kazandırılması için TMMOB’li Kadınlar olarak söylemimizi "toplumsal cinsiyet eşitliği" temelinde oluşturmaktayız.
Kadınlar günlük yaşamda sürekli olarak cinsel, psikolojik, fiziksel şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalmakta ve öldürülmektedir. Tacizciler, tecavüzcüler ve kadın katilleri tahrik indiriminden yararlanmakta ve hatta serbest bırakılmaktadır.
Kadınların, kadın oldukları için karşı karşıya kaldıkları şiddet, taciz, tecavüz, güvencesizlik gibi sorunların çözümünde örgütlü bir mücadele verilmesi gerektiği açıktır.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde örgütlü olduğumuz her yerde, yerellerin kadın platformları ile emek-meslek örgütlerinin örgütlü kadınlarıyla, yaşananlara ve yaşatılanlara karşı itirazım var diyen tüm kadınlarla birlikte olacağız.
Savaşın yakıcı etkisini yüreğimizde hissederken, kadına yönelik şiddetin her türlüsüne, gericiliğe ve emperyalist saldırganlığa karşı sesimizi ve mücadelemizi yükseltmek için TMMOB’li Kadınlar olarak sözümüzü sokakta söyleyeceğiz.
Eşit ve özgür bir ülkede yaşayabilmek için, emeğimizden, bedenimizden, kimliğimizden elini çekmeyen iktidarlara karşı, eşit ve özgür yarınlar için sözümüzü sokakta söyleyeceğiz ve mücadelemizi örgütlülüğümüzden aldığımız cesaretle ve mücadeleye olan inancımızla sürdüreceğiz."