Konuk Yazarımız Muhsin Oğul'un köşe yazısı
Konuk yazarımız 19 Mayıs Üniversitesi Öğrencilerinden Muhsin Oğul'un "Gelişen ve Yükselen Türkiye de Hayvancılık" adlı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
GELİŞEN VE YÜKSELEN TÜRKİYE DE HAYVANCILIK
İnsanın yaşam fonksiyonlarının devamı için gerekli olan yağ, protein,karbonhidrat ve bir çok minerallin temelinde hayvansal gıdalar yer almaktadır. Bu hayvansal gıdaların temin edilebilmesi ve üretimi artırma koşuluyla hayvancılığın devamı insanlık için gereklilik teşkil etmiştir.
Ülkemiz kurulduğu günden beri daima bu milletin kalkınması için gerekli olan ışığın tarım ve hayvancılık olduğu kanısındaydı.
Hamd olsun
Bugün o ilk ışık halen yerini korumakta hatta daha öteye nasıl gidilebilir düşüncesiyle çaba sarf etmektedir.Türkiye de hayvancılığı geliştirebilmek için birçok yol denenmiş, ancak istenilen seviyeye tam olarak ulaşılamamıştır.Bunun temel sebebi,hayvancılığın kırsal kesime dayalı olmasından,aynı zamanda kırsal kesimde bulunanların bir çoğu da bulundukları bölgelerde yaşam standartlarının yetersiz olma durumundan dolayı hayvancılık yapmaktan vazgeçerek kendi yörelerinden şehir hayatına doğru eğilim göstermiş olup zamanla göç etmek zorunda kalmışlardır.
Türkiyenin hayvancılığını geliştirebilmek, hayvanlardan elde edilen verim düzeyini iyileştirebilmek için var olan kaynaklardan ziyade girişimler neticesinde Avrupa dan ilk olarak 1925 yılında kültür ırkları ithal edilmiş ve bu ırklar ülkenin her tarafına yaymak istense de tam olarak başarılı olunamadığından dolayı uzun süre bu konu ile alakalı sonrasındaki dönemlerde fazla bir çalışma yapılamamıştır.Bunun akabinde 1968 yılında aynı şekilde kültür ırkı ithal etme girişimine tekrardan gidilmiş o zamandan günümüze belirli aralıklarla devam etmiştir.
Hayvancılık piyasasına bakıldığında devlet yeterince müdahil olmadığından dolayı daha çok üretici aracı ve alıcı tarafından belirlenmeye çalışılmaktadır.Bu durumu dengeleyebilmek için de her ne kadar olsa özellikle 2000 li yıllardan sonraki dönemde yapılan çalışmalarla üretici durumu ortaya konulmuş, bu işin devam edebilmesi de gereklilik arz ettiğinden dolayı üreticinin daha fazla desteklenmesi gerektiği düşüncesine varılmış ve bu hususta büyük bir mesafe katedilmiştir.Bu çalışmaların neticesinde bu ülkenin üreticisi, çiftçisi, köylüsü hiç bir zaman yalnız bırakılmamıştır.Bu durum da Türkiye nin Avrupa rekabet gücünü artırmıştır.
2013 yılı sonu itibariyle TÜRKİYE hayvan potansiyeli bakımından Avrupa da en ön sıralara çıkabilmeyi başarmıştır.
Hayvan varlığımıza bakıldığında;
Büyükbaş hayvan sayısımız 14.5 milyon olup Fransa dan sonra 2. ülke konumundayız.
Küçükbaş hayvan sayımız 29.5 milyonla bizi 1. ülke konumuna getirmiştir.
Arıcılıkta 6 milyon a yakın koloni sayısı ile 1. sıradayız.
Kanatlı sektöründe de aynı şekilde Avrupa'da söz sahibi ilk 5 ülke arasında yer almaktayız.
Türkiye de hayvancılık için yapılan tesis, pazar vb... yatırımlarla,verilmiş ve verilmeye devam eden desteklerle,yapılan teşviklerle, hayvan hastalıklarını en alt seviyeye indirebilmek için yapılmış olan aşılama programlarıyla ve geliştirdiği hayvancılık politikalarıyla üreticisinin gönlünü kazanmış ve yanında olduğunu kanıtlayarak üretimin devamlılığını sağlayabilmiştir.Bu şekilde hayvancılık her alanda gelişme yükselme göstermiş olup ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayan Türkiye nin gelecek hedefleri içerisinde yerini alan büyük bir sektör haline gelmiştir.
Milli ekonominin temelli her alanda Varlık,
Hedef ki Yükselen Türkiye ise gelişecek Hayvancılık.