Ben tarihçi değilim. Türkiye'de tarih işine İlber Ortaylı gibi birkaç kişi var; derinlemesine çok güzel bilgiler veriyorlar. Kendileri sanki o tarihlerde yaşamış gibi anlatıyor bütün olayları, yaşananları...
Herkes kendi yaşadığı tarihi ve sınırlarını bilir. 80 öncesi bende yok mesela; tarih kitaplarından bizlere ne öğretildiyse. Tarih deyince, Kurtlar Vadisi'nde Polat Alemdar'ın mahkeme sahnesindeki bir repliği hiç unutmam.
Polat Alemdar o sahnede tarih ile ilgili bir sözünde: "...Hainle kahraman arasındaki farkı mahkemeler değil, tarih belirler... Tarihe nereden bakacağız? 1907'den tarihe bakarsak Enver Paşa eşkıyadır. 1908'de hürriyet kahramanı. 1914'te başkomutan vekili. 1918'de sürgün bir mağlup komutan. 1923'te vatan haini... Şimdi bana bugün söyleyeceğinizin, vereceğiniz hükmün tarih açısından hiçbir önemi yok." diye devam ediyor sahne...
Evet, bugün tartışmaya açılan Türk, Türkiyeli gibi söylemlerin de bugünün gençleri, geçim derdine düşmüş insanları ya da tatil planı yapan çiftler için çok da önemli olduğunu sanmıyorum. Yapılan algılarla birlikte zaten o farklı bir dünyada. Zaten ayrıştırılmış, parçalattırılmış.
İnternet ile birlikte gelen sistem, millî ve manevî duyguların içinden geçmiş.
İnsan kendini ne, nasıl, nereli, hangi kökenli — artık adına ne derseniz deyin — hissettiği gibidir aslında.
Kendini yerli Samsunlu olarak gören fakat aslında köken olarak farklı bir bölgeden geldiğini öğrenince de o ayrımı yapana kadar "doyduğum yer mi, doğduğum yer mi" kavramı içinde debelenip duruyor.
Özellikle ülkemizde bu, makro ve mikro milliyetçilik olarak bir kısım tarafından da çok kullanılır.
Bizde çok severiz "Nerelisin?" — "Şuralı, buralı..." sohbetlerinden doğan uzun uzun konuşmaları. Evet, siz alt tarafta köken milliyetçiliği yapınca üstte de Türk ve Türkiyeli tartışmaları yine ortaya çıkar ya da bilerek çıkarılır.
Aslında fark ediyor mu ki? Günün sonunda Türkiye vatandaşı olarak Türk'ü de, Kürt'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de, Mübadil'i de aynı değil mi?
Anne Mübadil, baba Çerkez; anne Türk, baba Kürt olunca doğan çocuk farklı bir bölgeden mi oluyor?
Çok komik bir durum değil mi? Yok mu örnekleri bunun? Yani burada "Sen Türk'sün, ben Türkiyeliyim" mi olması gerekiyor?
Hepimiz Türkiye vatandaşıyız ve bunun en iyi örneği de 15 Temmuz'da hep birlikte verdik!!!
Aslında benim asıl dikkat çekmek istediğim konu burada Fransız Millî Takımı olacak.
Birileri için saçma bir örnek olarak görülebilir ama sonuç olarak demek istediğimi anlayacaksınız.
Fransa Millî Takımı'nda bulunan 11 kişilik oyuncu kadrosundan 4'ü beyaz, 7'si siyah. Burada ırk ayrımı yapmak istemiyorum ama anlatmak istediğimi anlatmak için yazıyorum.
Demek istediğim: burada köken olarak Fransız değiller ama Fransa'nın millî değerleri için sahada savaşan insanlar. Belki de o 4 tane beyaz bile Fransız değil. Adamlar ülkeleri için savaşıyor, kupalar kazanıyor, ülkelerini yükseltiyorlar.
Biz ne yapıyoruz? Yukarıda dediğim o, bu kavgası...
Nasıl ayrıştırırız? Nasıl parçalarız!!!
Buna gerek var mı? Yok. Ama birileri tarafından sanki ısıtılıp ısıtılıp önümüze koyuluyor.
60'ta, 80'deki gibi "o taraf, bu taraf" değil de "ocu, bucu" gibi...
Zaten bizi bu ayrıştırmacı zihniyet, fitne ve fesat sokmuyor mu? "Oralı, buralı, şucu, bucu" kavgasını yapmadan ülkemizin millî ve manevî duygularını ön plana çıkaran çalışmalar içinde olmuyoruz ki!
Gençlerimize bunu niye aşılamıyoruz ki?! Bu sadece aileden geçmez; toplum olarak hareket edilmelidir. Ben sadece kendi çocuğuma bu değerleri aşılasam, dışarıdaki arkadaşından etkilenip farklı mecralara dalıp gidecek.
Sorun ortak, çözüm tek...
Bu anlamda Meclis Çatısı altında yürütülen sürece de herkesin destek vermesi gerekiyor.
Yoksa yine en başa dönülür ve kaybeden yine ülkemiz olur. Birilerinin nemalandığı bu işleri uzatıp o güçlerin ekmeğine yağ sürmeye gerek yok.
İnsanların millî değerlerini kullanarak oyun kuranlar belli; oyuna gelmemek lazım.
Sözlerimi yine Kurtlar Vadisi'nde geçen bir bölümdeki Doğu Bey ve Polat Alemdar arasında geçen sözle bitiriyorum;
"DOĞU BEY: Sen cambaza bak oyununu bilir misin?
POLAT: Nedir?
DOĞU BEY: Eskiden yükseğe bir ip gererlermiş, cambaz ipin üstünde yürürmüş... Yankesiciler de insanlar yukarıya baksın diye cambaza bak cambaza bak diye elleriyle yukarıyı gösterir milletin cebinde cüzdanında ne varsa alırmış... Bu sefer oyun büyüdü... Birisi cambazın ipini kesti, cambaz düştü, öldü... Bütün ahali'yi cambaz öldü cambaz öldü diye cesedin başına topladılar... Yankesicilerin bu sefer niyeti milletin cebini değil evini soymak... Bütün mahalleyi soymak... Bütün şehri, bütün memleketi soymak..."
sonuç olarak demek istediğim anlaşılmıştır sanırım...
Fransa Milli Takımının ilk 11'i...















