2025 yılında Anadolu Ajansı tarafından yapılan bir haberde, dönemin İçişleri Bakanı tarafından “EDS'ler ceza tuzağı olmaktan çıkartılacak” deniliyordu. (İŞTE O HABERİN DEVAMI)
Fakat aradan geçen zaman içinde, artık “göstermelik” deyin ya da “yaptık oldu” anlayışı deyin, EDS'ler vatandaşın canını yakmaya devam ediyor.
Bir dönem insanlar Ordu'dan geçmeye korkardı. Her tarafa kurulan EDS'ler yüzünden Türkiye'nin dört bir yanından gelen ve uygulamayı bilmeyen insanların evine cezalar geliyordu.
Gerçi şimdi bu ceza artık, cezayı yedikten 5 dakika sonra mesaj olarak telefonlara geliyor.
O dönemlerde neden Ordu plakalı, 52 plakalı araçların yollarda yavaş gittiğini anlamaya çalışırdık. Demek ki alışkanlık olunca yolda 50'yi ya da 70'i geçmiyorsunuz.
Fakat 50-70 Km yi geçmediğiniz zaman o karayolunda da uzun kuyruklar oluyor bir de böyle bir durum var. Herkes yolda 50 KM ile gitse o karayolunun hali ne olur?
Bakın; oğlumun askerliği için Samsun'dan çıktığımız yolda hemen hemen 15 ilin içinden ya da çevre yolundan geçtim. Özellikle turizm bölgelerinde yollarda EDS ya da radar levhaları var; fakat ne yolda durduruldum ne de ceza yedik 7 bin kilometre yol yapmama rağmen. Evet kurallara uydum aynı dün Bafra ilçesine giderken gibi hız o yolda ne gerektiğiyorsa onu yaptım.
Orada ceza yiyen herkes de benim gibi, ‘Ben de kurallara uyduğumu düşünüyordum’ diyordur. Ne bir eksik ne bir fazla...
Bu bölgelerde neden trafik polisi yok yada ceza yemedik diye düşününce aklımıza, “Buralar turistik yer olduğu için, bu bölgeler insanların aklında ceza yenilen ya da trafik uygulaması yüzünden durdurulan yerler olarak anılmasın” düşüncesi geldi.
Demem o ki EDS'nin olduğu ve insanların ceza yediği yerler hep kötü yer olarak algılanıyor ve insanlar bir daha o bölgeye gelmek istemiyor.
Evet, dün haberini yaptığım “Samsun'un Bafra ilçesinde devreye alınan Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemi (EDS), sürücülerin hız denetimini sıkılaştırdı. Bafra Tepesi ile Yavuz Selim Camii arasındaki yaklaşık 4 kilometrelik güzergâhta hız sınırını aşan sürücülere cezai işlem uygulanıyor.” haberinin üzerinden saatler geçtikten sonra, 70 kilometre hız sınırı olan yerde 82 kilometre ile geçtiğim için ceza yemişiz.
Problem ceza yiyip yememekte değil.
Birinci olarak, insanların kafasında zaten “Arabayı salsan 80 yapıyor” düşüncesi var. Ya da hafta sonu gezmeye gittiği Bafra ilçesinden ceza yiyerek dönmenin verdiği psikoloji, huzursuzluk yetiyor zaten.
Evet, zamamındaki Ordu'daki veya Karadeniz yolundaki EDS algısı, artık Samsun ve Bafra ilçesinde de var.
Bunu da bizzat öğrenmiş olduk.
Özetle mesele sadece ceza kesmek değil; amaç trafik güvenliği ise sistem sürücüyü tuzağa düşürmemeli, kurala uyması için önceden uyarmalı.
Trafik güvenliği sağlanırken vatandaş cezalandırılmışlık ve tuzağa düşürülmüşlük hissine kapılmamalı. Çünkü bu his sadece EDS'ye değil, devlete ve iktidara yönelik güven algısına da zarar veriyor.
Belediyelerin gelir elde etmesi ise güvenliğin önüne geçmemeli.
Bunun için yetkililerin bizzat bu EDS tuzaklarını gözden geçirmesini vatandaş istiyor.
Bu soruna Samsun Valisi Orhan Tavlı beyin çözüm bulacağını düşünüyorum.
Yoksa vatandaş, kendisine kesilen bir trafik cezası üzerinden bundan kâr eden belediyeyi ya da bakanlığı suçlamıyor. Bizzat iktidarı, onun görevlendirdiği bürokratları suçluyor.
Bu da 25 yıldır ülkemize ve milletimize büyük hizmetler kazandıran AK Parti'ye eksi yazıyor.
Ben söylemiyorum; sokaktaki, direksiyon başındaki, ceza yiyen vatandaş söylüyor.!!!