Her yeni güne uyandığımızda şiddetin her türlüsüne dair haberlerle sarsılıyoruz. Özellikle eğitim camiasında yaşanan olaylar yüreğimizi derinden yaralıyor. Geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimiz, nasıl oldu da daha çocuk yaşta şiddetin bir parçası haline geldi?
Henüz hayatın başında olan gençlerin hem başkalarının hayatına kast etmesi hem de kendi geleceklerini hiçe sayması hepimizi düşündürmeli. Kafelerde yaşanan olaylar, okul koridorlarında eğitimcilere yönelen saldırılar, akranlar arasında artan şiddet… Gençlik nereye gidiyor? Bu öfke neden? Bu canilik nasıl büyüdü?
Oysa biz büyükler, gençlerimize umut dolu bir dünya bırakmak istiyoruz. Bu dünya onların. Sevgiyle, bilgiyle, üretimle şekillendirecekleri bir gelecek hayal ediyoruz. Peki empatiyi, sabrı, merhameti nerede kaybettik?
Şiddetin her türlüsüne karşı durmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Ellerimizde kesici aletler değil kitaplar olmalı. Kalplerimizde öfke değil sevgi büyümeli. Çıkarsız sevmeyi, birbirimizi anlamayı, güzellikleri paylaşmayı yeniden öğrenmeliyiz. Gitmesin canlar. Ziyan olmasın hayatlar. Ağlamasın anneler, ağlamasın çocuklar. Gökyüzü bu kadar ağır olmasın.
Dünyanın birçok yerinde savaşlar sürerken, yitip giden hayatlara tanıklık ederken; kendi gençlerimizin çeteleşmesi, birbirine zarar vermesi daha da acı. Toplum olarak önce ailede empatiyi öğretmeliyiz. Bir karıncayı bile incitmemeyi, merhameti, sabrı… Çünkü çocuklar bugünün küçüğü, yarının büyüğüdür. Empati duygusu, ders kitaplarından önce hayatın merkezine yerleştirilmelidir.
Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması, rehberlik hizmetlerinin daha etkin hale getirilmesi, riskli durumların erken tespiti elbette önemlidir. Ancak en büyük güvenlik, vicdanlı bireyler yetiştirmektir. Eğitim sadece bilgi değil, karakter inşa etmektir.
Bu hayata bir kez geliyoruz. Sağlıkla, umutla, sevgiyle yaşamak varken neden karanlığı büyütelim? Kadın ya da erkek, herkes sokakta güvenle yürüyebilmeli. Çocuklar korkmadan oyun oynayabilmeli. Bu ülkenin bir parçası olan her canlı huzur içinde var olabilmeli.
Bizler hem kendi hayatımıza ışık olmalı hem de başkalarının yolunu aydınlatmalıyız. İnsanlığa güzel bir iz bırakmak hâlâ mümkün.
Empati çiçeği ekelim,
Sevgi çiçeği ekelim,
Barış çiçeği ekelim,
Umut çiçeği ekelim…
Her çiçek, her gülüş ve her güzel davranış, yarına umut eken bir adım olsun. Çünkü küçük bir ışık bile, karanlığı aydınlatabilir.


















Çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık umarım umutlar çiçek açar
Çok teşekkür ederiz bu güzel yazı çok dokunaklı
Ağzına yüreğine sağlık. Çok doğru söylemişsin